Perşembe , 23 Kasım 2017
Nakba – Huneyde Ğanim

Nakba – Huneyde Ğanim

nakba_imeuNakba, Yahudi (akabinde İsrailli) kuvvetlerin Yahudiler için Filistin’de bir ulus devlet kurmak amacıyla Filistin’i yerli nüfusundan temizlemeyi amaçlayan büyük çaplı bir etnik temizlik operasyonuna girişmesi üzerine, 1948’de Filistin halkının başına gelen felakettir.

Bu etnik temizlik operasyonları, Filistin nüfusunun yarısının Tarihsel Filistin’den sürülmesi ve daha sonra İsrail Devleti olarak tanınmaya başlanan yerde yaşayan Filistinlilerin yüzde 85′inin sürülmesi ile sonuçlandı. Bu Filistinliler bugün, komşu Arap ülkelerinin yanı sıra Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde yaşayan mülteciler haline geldi. Buna ilaveten binlerce Filistinli öldürüldü ve yaralandı (Abu-Sitta, 1999). Savaş sırasında ve sonrasında Siyonist kuvvetler, tüm köylerin ve diğer sivil yerleşim alanlarının kökünü kazımaya başladı, yüzlerce Filistin köyünü ortadan kaldırdı ve beş kenti (Safed, Bisan, Tiberias, Birseba ve el-Mecdel) Arap sakinlerinden tamamen arındırdı. Kudüs’ün el-Katmun, el-Bak’a ve el-Tabiye gibi zengin bölgeleri aynı kaderi paylaştı ve diğer beş kentin (Yafa, Hayfa, Akka, Lidde ve Ramle) de Filistinli sakinlerinin büyük çoğunluğu tahliye edildi. Vatikan ve Hristiyan dünyasının hışmına uğramaktan sakınmak isteyen Ben Gurion’un kesin emriyle sadece Nasıra yıkımdan ve sürgünden kurtuldu (Abd al-Jawad, 2006).

29 Kasım 1947 (Filistin’in bölünmesi kararının alındığı tarih) ile 1949 Temmuz’u (son ateşkes anlaşmasının Suriye ile imzalandığı zaman) tarihleri arasındaki dönemde Siyonist kuvvetler, Filistinlileri ülkelerinden sürme operasyonunu gerçekleştirmek için nefsi müdafaa bahanesiyle askeri güç kullandı (Pappé, 2006; Khalidi, 1959, 1961, 2005). Sonuç itibariyle 532 kasaba ve köyde yaşayan ve toprakları İsrail’in yüzde 92,6′sı kadar olan (Abu-Sitta, 1997) yaklaşık 770-780 bin Filistinli mülteciye dönüştürüldü (Abu-Lughod, 1971, s. 161).

Nakba‘ya ülkenin tüm Arap özelliklerini toptan yok etmeye yönelik doğrudan girişimler ve kültürel, sosyal ve tam da sembolik olan ortamını değiştirerek Filistin’in doğal görüntüsünü silme operasyonu eşlik etti. Aynı zaman zarfında iki yönlü İbranileştirme ve Yahudileştirme operasyonu başlatıldı. Arap kasabalarının birçoğunda Filistinli mültecilerin terkedilmiş evleri Yahudi göçmenleri için kullanıldı ve Filistinli adları İncil’den alınma, Siyonist ve Yahudi yeni isimlerle değiştirildi (Benvenisti, 2000). Filistin kimliğini silme ve onun yerine bir Yahudi devleti kurma çabalarının bir parçası olarak sokak, mahalle ve kasaba adları değiştirildi (Sa’di, 2006, s. 58).

Filistin kent merkezlerinin yıkılması, öncelikle kentlerde başlamış olan kalkınma ve modernleşmenin seyrini sekteye uğrattı, Filistinlilerin bugününe ve geleceğine doğrudan etkide bulundu. Yağma ve yıkım sırasında Filistin kültürel mirasının büyük bir kısmı, özellikle de kamu kütüphaneleri, yazılı medya, mülkiyet kayıtları ve eğitim kurumlarının, okulların, hastanelerin ve bankaların kayıtları olmak üzere yazılı mirası kayboldu (Abd al-Jawad, 2006, s. 11). Kentlerin yıkılması, entelektüel sınıfın ve ortaya çıkmakta olan entelejensiyanın büyük kısmının dağılmasına, toplumun liderlerinin ayrılmasına ve sınıfsal yapının çökmesine yol açtı. Sonrasında İsrail olan Filistin toprağında geriye kalan ise “bozguna uğramış bir halkın bozguna uğramış azınlığı” oldu (Bishara, 2000). Bunların çoğu köylü sınıfındandı (Nasıra ve Şafa Amr hariç) ve Üçgen [Bölgesi] ve Celil’deki kırsal topluluklarda yaşıyordu. İlaveten Nakab’ta Bedevi azınlık yaşıyordu.

Nakba: Kavramın Doğuşu

Filistinliye göre Nakba, anayurdunu kaybetmek, toplumun çökmesi ve ulusal proje ve düşün başarısızlığı demektir (Sa’di, 2006, s. 58). Aynı zamanda anayurdun dışında sürgünde yaşamak ya da kendi yıkıntıları üzerinde yükselen bir devletin vatandaşı olduktan sonra anayurdunda yabancılaşmak demektir.

1948 olaylarına atfen “Nakba” kelimesini ilk kullanan Konstantin Zureyk (Constantin Zureiq) oldu. 1948 Ağustos’unda Beyrut’ta Ma’na el-Nakba (Felaketin Anlamı) kitabını çıkardı. Kitabında Zureyk, “Filistin’deki Arapların yenilgisi, basit bir felaket (Nakba) ya da önemsiz, gelip geçici bir musibet değil fakat kelimenin tam manasıyla bir felakettir, Arapların uzun çileler ve trajedilerden oluşan tarihinde yaşanan herhangi bir çileden daha ağır bir çiledir” der. (s.11). Zureyk’e göre “Bu felakete uğramış ülkenin yüz binlerce insanı sadece evlerinden sürülüp gidecek hiçbir yeri olmadan ortada kalmadı, aynı zamanda onların ve çeşitli yerlerdeki yurttaşlarının fikirleri ve görüşleri de sürüldü ve başıboş bırakıldı.” (s.17)

1949 yılında Filistinli şair Burhaneddin el-Abuşi, Şabah el-Endulus: Masrahiye ‘en Nakbat Filastin ve Ma’rakat Cenin el-Kubra (Endülüs Hayaleti: Filistin Nakba’sı ve Büyük Cenin Muharebesi Hakkında Bir Oyun) kitabını çıkardı. 1950′lerin ortasında Filistinli tarihçi Arif el-Arif, altı kalın ciltten oluşan ve Nakbat Filastin ve el-Firdevs el-Mefduk: 1947-1955 (Filistin Nakba’sı ve Kaybedilmiş Cennet: 1947-1955) adlı ansiklopedik araştırmasını yayınladı. Çalışmasında el-Arif, 29 Kasım 1947 tarihli Bölünme Planı’ndan 1948′in şiddetli çarpışmalarına ve sonuçlarına, 1955 yılına kadarki olayların gelişim sürecini detaylandırdı (Al-Arif, 1951-1956). Giriş bölümünde el-Arif, Bölünme Planı’nın ardından genelde Arapların, özelde ise Filistinlilerin başına gelenlere “Nakba” (felaket) adını koyma gerekliliği ile ilgili yazdı ve sordu: “Nasıl Nakba diye isimlendirmeyeyim? Bu dönem biz, yani genelde Arap toplumları ve özelde Filistinliler, bizler yüzyıllarca ve çağlar boyunca uğramadığımız kadar felakete uğradık, anayurdumuzdan mahrum bırakıldık, evlerimizden sürüldük ve çok sayıda insanımızı ve kendi bedenimizi ve kanımızı kaybettik, her şeyden de öte onurumuzun ta can evinden vurulduk” (Al-Arif, 1951-1956, bölüm 1, s. 3).

Filistin’de Siyonist Özlemler

Filistin topraklarında Yahudiler için bir devlet kurmaya dair Siyonist özlemler, 19. yüzyılın sonlarına doğru şekillenmeye başladı. On beş ülkeden Yahudi topluluklarını temsilen 204 üyenin katılımı ile Theodor Herzl başkanlığında 29-31 Ağustos 1897 tarihinde İsviçre’nin Basel kentinde yapılan birinci Dünya Siyonist Kongresi’nde bu özlemler ifade edildi. Konferans, sonrasında “Basel Programı” olarak bilinen programı kabul etti ve kongre sırasında alınan ana karar şuydu: “Siyonizm, Yahudiler için Filistin’de kamu hukuku ile güven altına alınmış bir yurt kurmak için mücadele verir.” (Al-Hut, 1991, s. 348).  Balfour Deklerasyonu 2 Kasım 1917′de yayınlandı. Deklarasyonda Britanya hükümeti, Yahudiler için Filistin’de bir ulusal yurt kurulmasına desteğini beyan etti. Ayrıca “bu hedefin gerçekleşmesini kolaylaştırmak için elinden gelen çabayı gösterme” niyetini ilan etti. Bu açıklama, Filistin’e Yahudi göçüne yardımcı olan ve Siyonist Hareketin süre giden siyasi ve sosyal kurumlar kurma ve Yahudi devletinin çekirdeğini yaratma çabalarını destekleyen önemli bir çerçeveydi. Araplar Britanya’nın bu kararına ve kendilerini satmasına karşı ardı ardına ayaklanmalar tertipledi. Bu ayaklanmaların en öne çıkanları 1920-1921 Ayaklanması, 1929 Burak Ayaklanması ve 1936 Fellah İsyanı‘ydı. 1936 isyanı, bir dizi başarı elde etti. Bunlar Britanya hükümetinin Beyaz Kitap adlı raporuna yansıdı. Doküman, Filistin’in bölünmesi fikrinin terk edilmesini içerir ve Araplar ve Yahudiler için nüfus oranları baz alınarak tek bir devlet kurulması çağrısı yapar. Ayrıca Filistin’e Yahudi göçünün kısıtlanması ve Yahudilerin toprak satın alımları üzerinde bir limit konulması çağrısını da içeriyordu. Ancak 1939′a kadar süren isyan Manda yönetimi tarafından demir yumrukla ezildi ve Arapları tükenmiş ve zayıflamış bir hale getirdi, bu da sonrasında onların Siyonist kuvvetler ile dövüşme yetilerini bozdu (Kabha, 1988, s. 97-101).

29 Kasım 1947′de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 181 Sayılı Karar başlığı altında Filistin Bölünme Planı’nı kabul etti. Plan, Filistin toprakları üzerinde bir Arap ve bir Yahudi devletinin kurulması çağrısı yapıyor, diğer yandan Kudüs şehri için özel bir uluslararası rejim kurulmasını öngörüyordu. O vakit Filistin’de, Filistin’in toplam nüfusunun yaklaşık %30′unu oluşturan 605 bin Yahudi’ye kıyasla 1 milyon 400 bin Filistinli yaşıyordu. Bölünme kararının 1947′de kabul edilmesi üzerine Yahudiler Tarihsel Filistin topraklarının sadece %7′sine sahip iken Bölünme Planı, Tarihsel Filistin’in %56′lık bölümünü ”Yahudi Devletine” ödül olarak verdi (Khalidi, 2005). Filistin’deki Arap ve Filistinli liderliği (Ulusal Kurtuluş Birliği’nin bazı liderleri ve komünistler hariç) bölünme kararını reddetti, kararı adaletsiz ve Filistinlileri yaralayıcı olarak gördü. Britanya birliklerinin Filistin’den çekilmesi için belirlenmiş olan 15 Mayıs 1948′de David Ben-Gurion, Bölünme Planı tarafından Yahudi Devletine tahsis edilen topraklar üzerinde İsrail Devleti’nin kuruluşunu ilan etti. Savaşın bitimi ve 1949 baharında ateşkes anlaşmasının imzalanmasıyla Arap devletine tahsis edilmiş toprakların %26′sı İsrail tarafından ilhak edilmişti. Böylelikle İsrail, Tarihsel Filistin’in 27 bin km2‘ye tekabül eden %78′ini bünyesine kattı. Geriye kalan %22 ise Arap idaresi altına girdi (Batı Şeria’da Ürdün, Gazze Şeridi’nde Mısır idaresi).

nakba_mee

Savaşın Patlak Vermesi ve Filistinlilere Yapılan Katliamlar

Arap ve Siyonist kuvvetler arasındaki askeri çarpışmalar, 1947 Kasım’ında Bölünme Planı’nın yayınlanmasının ardından başladı ve 1948 Kasım’ına kadar devam etti. Savaş patlak verdiğinde Filistinliler savaş için yeteri kadar donanıma sahip değildi. Arap savaş birlikleri, esas olarak düzensiz mahalli ve Arap gönüllü kuvvetlerinden oluşuyordu. Bu birlikler, Abdülkadir Hüseyni komutasındaki Kuvvet el-Cihad el-Mukaddes (Kutsal Cihad Ordusu), Fevzi Kavukçu komutasındaki Ceyş el-İnkaz (Kurtarma Ordusu), Mısır ordu birliklerini ve Abdullah Tell komutasındaki Faylak el-Arabi‘yi (Arap Lejyonu) içeriyordu. Düzenli Arap kuvvetleri, Manda’nın resmi bitiş tarihi olan 15 Mayıs 1948′e kadar savaşa girmediler, bir kez savaşın Siyonist kuvvetler lehinde olmasına fiilen karar verilmişti (Tamari, 2006, s 116). Ceyş el-İnkaz, 3.830 Arap ve Filistinli gönüllü, diğer yandan Cihad el-Mukaddes‘te 1.563 savaşçı görev yapıyordu (Khalidi, 1987). Arap kuvvetleri, yetersiz organizasyonları ve hazırlıksızlarının yanı sıra cephane sıkıntısı nedeniyle bozguna uğradı. İlaveten Ceyş el-İnkaz ile Cihad el-Mukaddes arasında eşgüdümü azaltan ve Siyonist kuvvetlere karşı direnişlerinin etkinliğini azaltan bir gerilim atmosferi genelde hüküm sürdü. Siyonist askeri kuvvetin, bazıları daha önce Britanya ve diğer Avrupa ordularında görev yapmış 62 bin kişiden oluştuğu tahmin ediliyordu ve silah ve cephane konusunda oldukça eğitimliydiler (Tamari, 2006, s. 116). Siyonist silahlı kuvvetler, pek çok milisten oluşuyordu, bunların en önde gelenleri David Ben-Gurion önderliğindeki Haganah (savunma) paramiliter örgütüydü ve akabinde İsrail ordusunu oluşturacaktı, Irgun (aynı zamanda Etzel olarak da bilinir), aşırı sağcı Stern Çetesi (Lehi olarak bilinir) ve Plugot Mahatz (ya da “vurucu güç”, Palmah kısaltmasıyla bilinir).

Bölünme Planı’ndan bir sonraki gün Haganah, Filistin’deki 17-25 yaş arasındaki tüm Yahudileri silah altına çağırmaya başladı, diğer yandan Filistin’in etnik temizliği için “Plan D”’nin (Dalet) hazırlanmasına başlandı. Plan, Yahudi devletinin kurulmasının planlandığı bölgeleri ele geçirmeyi ve Filistinli sakinlerinden “temizlemeyi” amaçlıyordu. Plan Dalet, Siyonist liderliğin en üst kademesinde onaylandı ve 10 Mart 1948′de Haganah liderliği, “Red House”da –Tel Aviv’deki işçi hareketinin merkez şubesi– David Ben-Gurion başkanlığında on bir önde gelen lider ve askeri yetkilinin katıldığı bir toplantıda bir araya geldi. Filistin’in daha büyük bir parçasını “temizlemek” isteyen Plan Dalet bu toplantıda kabul edildi. Aynı akşam Filistinlilerin sürülmesi için hazırlıklar yapması için askeri birimlere emirler çıkarıldı. Tarihçi Ilan Pappe’ye göre bu emirler, etnik temizliğin gerçekleştirileceği yöntemlerin kesin detaylarını içeriyordu: sindirme, abluka, köyleri ve kent merkezlerini bombalama, evleri ve mülkleri ateşe verme, sürgün, yıkım ve son olarak sakinlerin geri dönmemelerini sağlamak için enkazlara patlayıcılar yerleştirmek. Görevler silahlı birliklere dağıtıldı ve her birine tahliye edecekleri kasaba ve köylerin bir listesi verildi (Pappé, 2006). Haganah, her biri işgal edilecek ve yıkılacak köylerin bir listesini alan birkaç müfrezeye komuta ediyordu. Bu köyler, üç yönden sarıldı ve köylülerin ayrılmasına izin vermek için dördüncü taraf açık bırakıldı (Kanaana, 2000; Pappé, 2006).

Siyonist kuvvetler, Filistinli nüfusu terörize etmek ve onları kaçmaya itmek amacıyla pek çok katliam gerçekleştirdi. 31 Mart 1948′de Siyonist Stern Çetesi, Kahire-Hayfa trenini raydan çıkardı, 40 kişinin ölmesine ve 60 kişinin yaralanmasına sebep oldu. 1 Mart 1948′de terörist Haganah’tan bir grup, Hayfa-Akka trenine Netanya yakınlarından geçerken patlayıcılar yerleştirdi. Bu saldırıda kırk kişi öldürüldü. 9 Nisan 1948′de Irgun ve Stern Çetelerinden bir grup, Kudüs yakınlarındaki Deyr Yasin köyüne uyarmaksızın saldırdı ve kadın, çocuk veya yaşlı ayrımı yapmaksızın köylüleri öldürdü. Daha sonra kurbanların cesetlerini parçalayıp köy çeşmesine attılar. Kurbanların çoğu kadın, çocuk ve yaşlılardı (Khalidi, 1999). 14 Nisan 1948′de Irgun ve Stern Çeteleri, Tiberias kentinin 7 km. güney batısındaki Nasreddin köyüne Arap giyimli bir kuvvet yolladı. Bunlar köye girer girmez köyün sakinlerine ateş açtı, 50 kişiyi öldürdü; o vakit köyün toplam nüfusu sadece 90 kişiydi. 4 Mayıs 1948′de Siyonist kuvvetler Safed vilayetinin Ayn el-Zeytun köyünde yaklaşık 70 esiri infaz etti. Ramle vilayetinin Şuşa köyünde bir Givati bölüğü 60 köylünün öldürüldüğü bir katliam gerçekleştirdi. Tantura’da Alexandroni Tugayı 22 Mayıs 1948′de köyü işgal ettikten sonra köylülerin üzerine ateş açtı ve 200 kişiyi öldürdü. Öldürülenler Hayfa’nın güneyinden Akdeniz boyunca uzanan Dor kolonisinin sahil kesiminin bir uzantısı olarak daha sonra bir otoparkın inşa edildiği bir kabristana gömüldüler (Katz, 1998; Pappé, 2002).

Top ateşi ve kurşun sesleri ancak 1949 kışının başında sustu, Siyonist hareket bir kez başarıyla planını hayata geçirmiş ve İsrail Devleti’nin kurulduğu bölgelerden Filistinlilerin çoğunu sürmüştü. Filistinliler ve Araplar için Nakba, Arap dünyasında en büyük stratejik etkiye sahip olmuş olaydır. Nakba sonucunda rejimler devrildi ve başka rejimler kurtuluş vaatleriyle onların yerini aldı. Filistin mücadelesi, dünyanın sırtını dönmüş olduğu halkına yapılan adaletsizliği düzeltmek için doğdu. Ve çeşitli mücadeleler ve savaşlar arasında Filistinlilerin çoğu bir toz yığınına çevrilmiş olsa bile evine geri dönüş umuduyla yaşamaya devam ediyor.

 

Dr. Huneyde Ğanim, İsrail Çalışmaları İçin Filistin Merkezi Madar’ın Genel Müdürüdür ve Filistin ve İsrail üniversitelerinde sosyoloji dersleri okutmuştur.

Çeviri: İntifada Yayınları

Kaynaklar:

İngilizce

Abu-Lughod, J. (1971). The demographic transformation of Palestine. In I. Abu-Lughod (Ed.), The transformation of Palestine (pp.139-163). Evanston: North Western University Press.

Abu-Sitta, S. (1999). Palestinian Refugees and the Permanent Status Negotiations Policy. Brief no. 7.Washington, DC: Palestine Center.

Benvensti, M. ( 2000). Sacred Landscape: The Buried History of the Holy Land Since 1948, (M. Kaufman-Locustae, trans.). Berkeley: University of California Press.

Khalidi,W. (1959). Why Did the Palestinians Leave?. Middle East Forum, 24, 21-24.

Khalidi, W. (1961). Plan Dalet: The Zionist Master Plan for the Conquest of Palestine. Middle East Forum, 37 (9), 22-28.

Khalidi, W. (2005). Why Did the Palestinians Leave? Revisited. Journal of Palestine Studies, XXXIV (2), 42-54.

Pappé, I. (2006). The Ethnic cleansing of Palestine. London&New York: Oneworld Publications.

 

Arapça

Abd al-Jawad, S. (2006). Why we cannot write our modern history without using oral sources. In Mustafa Kabha (Ed.), Towards a Historical Narrative of the Nakba (pp. 25-55). Haifa: Mada al-Carmel – The Arab Center for Applied Social Research.

Abu-Sitta, S. (1997). “The Right of Return: Sacred, lawful and possible,” The Al-Dustour newspaper, four installments: 3/9, 4/9, 10/9 and 13/9/1997. Retrieved April 2, 2008 from: http://www.rorcongress.com/arabic/articles/13-09-1997.htm

Al-Arif, A. (1951-1956). The Palestinian Nakba and the Lost Paradise: 1947-1955 (in six parts). West Bank: Dar al Huda.

Bishara, A. (2000). The Arabs in Israel: A View from the Inside. Beirut: Center for Arab Unity Studies.

Kabha, M. (1988). The Great Revolt of 1936: Motives and Consequences. Nazareth:Dar Al-Kabas.

Kanaana, S. (2000). The Palestinian Diaspora, Migration or Displacement. Palestinian Refugee and Diaspora Center (SHAML).

Khalidi, W. (1999). Deir Yassin – Friday, April 9, 1948. Beirut: Institute for Palestinian Studies.

Nuweihad al-Hut, B. (1991). Palestine (The Issue – The People – The Civilization): Political History from the Age of the Canaanites to 1917. Beirut: Dar Al-Istiqlal Lid-Dirasat wa-Al-Nashr.

Pappé, I. (2006), The Nakba in History and the Present. In Mustafa Kabha (Ed.), Towards a Historical Narrative of the Nakba (pp. 259-275). Haifa: Mada al-Carmel – The Arab Center for Applied Social Research.

Sa’di, A. (2006). Memory and Identity. In Mustafa Kabha (Ed.), Towards a Historical Narrative of the Nakba (pp57-79). Haifa: Mada al-Carmel – The Arab Center for Applied Social Research.

Tamari, S. (2006). Jerusalem 1948: The destroyed neighborhoods and the rural depth. In Mustafa Kabha (Ed.), Towards a Historical Narrative of the Nakba (pp 99-131). Haifa: Mada al-Carmel – The Arab Center for Applied Social Research.

Zureik, C. [(1948, 1994[. The Meaning of the Nakba in The Complete Thoughts. Beirut: Center for Arab Unity Studies.

 

İbranice

Katz, T. (1998). The Exodus of Arabs from Villages at the Foot of Southern Mount Carmel in 1948, Haifa: University of Haifa, Master’s thesis.

Pappé, I. (2002). The Katz Affair and Tantura: Historiography, the Science of Historiography, the Judiciary and Academia. Theory and criticism, 20, 191-217.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>